Bir başka örnekte öğretmen, ödevini düzenli yapan öğrencilere sembolik yıldızlar verebilir. Öğrencinin davranışı gerçekten artıyorsa yıldız bir pekiştirici görevi görür. MEB'in öğretmen el kitabında da ödevini doğru yapan öğrenciye yıldız verilmesi buna örnek olarak açıklanıyor. MEB Özel Eğitim Müdürlüğü
Fakat burada şu soruyu sormak gerekiyor:
Öğrenci sadece yıldız için mi çalışıyor, yoksa yaptığı işten bağımsız olarak öğrenme davranışı da gelişiyor mu?
İşte eğitimde pekiştirmenin incelikli tarafı burada başlıyor.
7. İş Hayatında Pekiştirme: Maaştan İbaret Değil
Çalışma hayatında pekiştirmeyi yalnızca “performans primi” olarak düşünmek büyük resmi kaçırmak olur.
Bir çalışanın iyi hazırlanmış sunumu sonrasında yöneticisinin:
“Sunumdaki verileri sadeleştirmen toplantıyı çok anlaşılır hale getirdi.”
demesi de pekiştirici olabilir.
Çünkü kişi hangi davranışının değer gördüğünü anlar.
Bir ekip üyesinin toplantılarda sözünü kesmeden dinlenmesi, ekip arkadaşlarının daha açık konuşmasını sağlayabilir. Burada güvenli iletişim ortamı, belirli davranışların devamını destekleyen sosyal bir sonuç haline gelebilir.
Üstelik pekiştirme yalnızca yöneticiden çalışana doğru işlemez.
Çalışanlar da yöneticilerinin davranışlarını pekiştirir.
Yönetici çalışanların fikirlerini gerçekten dinliyor → çalışanlar daha fazla fikir paylaşıyor → yönetici daha fazla geri bildirim alıyor → ekip içi iletişim güçleniyor.
Bir bakıma iş yerinde herkes birbirinin davranışlarına küçük geri bildirimler bırakıyor.
8. Pekiştirme Tarifeleri: Her Seferinde Ödül Vermek Şart mı?
İşin biraz daha psikoloji laboratuvarına yaklaşan kısmı burası.
Pekiştirme her zaman aynı sıklıkta uygulanmaz. Sürekli pekiştirmede davranış her gerçekleştiğinde pekiştirme yapılırken aralıklı pekiştirmede yalnızca bazı davranışlar pekiştirilir. Psikoloji literatüründe sabit oranlı, değişken oranlı, sabit zaman aralıklı ve değişken zaman aralıklı gibi farklı tarifeler incelenmiştir. Simply Psychology
Bunu günlük hayatta da görebiliriz.
Bir öğrenci her doğru cevaptan sonra övgü alabilir. Bu başlangıçta davranışın öğrenilmesini kolaylaştırabilir.
Ancak davranış oturduktan sonra her seferinde ödül vermek yerine daha doğal ve aralıklı geri bildirimlere geçilebilir.
Çünkü amaç çocuğu sonsuza kadar çıkartma bağımlısı yapmak değil; davranışın giderek daha doğal hale gelmesini sağlamaktır.
Aksi halde bir gün ebeveyn:
“Odandaki kıyafetleri kaldırırsan sana yıldız vereceğim.”
der.
Çocuk:
“Kaç yıldız?”
Ve aile fark eder ki evde küçük çaplı bir merkez bankası kurulmuş.
9. Pekiştirme İçin En Güzel Örneklerden Biri: Evcil Hayvan Eğitimi
Köpek eğitiminde doğru davranışın hemen ardından ödül verilmesi klasik bir örnektir.
Köpek oturuyor → ödül geliyor.
Bir süre sonra komut ile davranış arasında bağlantı kuruluyor.
Modern davranış eğitiminde davranışın küçük adımlara bölünmesi, hedefe yaklaşan davranışların kademeli biçimde pekiştirilmesi de kullanılabiliyor. Bu yaklaşım “şekillendirme” olarak biliniyor. Simply Psychology
Aslında insan öğrenmesinde de benzer bir mantık görülebilir.
“Bir anda mükemmel ol.”
yerine:
“Önce bunu yapalım, sonra bir sonraki adıma geçeriz.”
demek çoğu zaman daha gerçekçi bir öğrenme süreci oluşturur.
10. Günlük Hayatta Fark Etmeden Kullandığımız Pekiştirmeler
Pekiştirme yalnızca sınıfta veya psikoloji kitaplarında yaşamıyor.
Kahve makinesinin düğmesine basıyorsunuz → kahve geliyor.
Telefonun ekranını açıyorsunuz → yeni bildirim görüyorsunuz.
Mesaj gönderiyorsunuz → karşı taraf cevap veriyor.
Sosyal medyada paylaşım yapıyorsunuz → beğeni geliyor.
Bunların hepsi davranış ile sonuç arasındaki bağlantının davranışı etkileyebileceği durumlara örnek oluşturabilir. Sosyal medya etkileşimlerinin paylaşım davranışını destekleyebileceği de edimsel koşullanma bağlamında tartışılıyor. Simply Psychology
Fakat burada düşündürücü bir soru ortaya çıkıyor:
Telefonu gerçekten biz mi kullanıyoruz, yoksa bazen telefonun bildirim sistemi bizim davranışlarımızı mı şekillendiriyor?
İşte davranış bilimi bir noktadan sonra günlük hayatın aynasına dönüşüyor.
11. Pekiştirmeyi Anlamanın En Pratik Formülü
Konu karıştığında dört soruluk küçük bir kontrol listesi işe yarıyor:
1. Hangi davranış gerçekleşti?
2. Davranışın hemen ardından ne oldu?
3. Ortama bir şey mi eklendi, yoksa bir şey mi çıkarıldı?
4. Davranış daha sonra arttı mı?
Örneğin çocuk odasını topladı.
Ardından ailesi onunla oyun oynadı.
Odayı toplama davranışı sonraki günlerde arttı.
Burada olumlu pekiştirmeye işaret eden bir yapı vardır.
Başka örnek:
Kişi emniyet kemerini taktı.
Arabada bulunan rahatsız edici uyarı sesi sustu.
Kişi ilerleyen zamanlarda arabaya bindiğinde kemerini daha hızlı takmaya başladı.
Bu durumda olumsuz pekiştirmeden söz edilebilir.
Fakat davranış artmıyorsa, sırf “ödül verdik” diye pekiştirme gerçekleştiğini varsaymak doğru değildir.
12. Asıl Mesele Ödül Vermek Değil, Davranışı Anlamak
Pekiştirme örneklerini öğrenirken en büyük hata, konuyu “ödül dağıtma sanatı” zannetmek.
Oysa mesele çok daha geniş.
İnsanlar davranışlarının sonuçlarından öğrenir. Bu sonuçlar bazen maddi bir ödül, bazen güzel bir söz, bazen sosyal kabul, bazen de rahatsız edici bir durumdan kurtulma olabilir. Edimsel koşullanma yaklaşımı da davranış ile sonuçları arasındaki ilişkiye odaklanır. ODSGM+1
Bu yüzden pekiştirmeyi yalnızca çocuk yetiştirirken değil, arkadaşlıklarımızda, iş ilişkilerimizde, eğitimde ve hatta kendi alışkanlıklarımızı oluştururken düşünmek oldukça ilginç.
Birine teşekkür ettiğimizde hangi davranışını güçlendiriyoruz?
Bir arkadaşımız her sıkıntımızda bizi dinlediğinde bunu fark edip teşekkür ediyor muyuz?
Bir çalışan iyi iş çıkardığında sadece “Tamamdır” mı diyoruz, yoksa neyi doğru yaptığını belirtiyor muyuz?
Kendimiz bir hedefi tamamladığımızda başarıyı fark ediyor muyuz?
Belki de en önemli soru şu:
Çevremizdeki insanların hangi davranışlarını farkında olarak ya da olmayarak güçlendiriyoruz?
Çünkü bazen bir davranışı değiştirmek için büyük konuşmalar yapmaya gerek kalmaz. Küçük bir teşekkür, zamanında verilen bir geri bildirim veya ortadan kaldırılan küçük bir engel bile davranışların yönünü etkileyebilir.
Ve işin ironik tarafı şu: Pekiştirme kavramını öğrenince insan bir süre sonra kendi hayatına da davranış bilimci gözüyle bakmaya başlıyor.
Kahveyi içtim, mutlu oldum.
Demek ki kahve beni pekiştirdi.
Telefonu sessize aldım, huzur geldi.
Demek ki sessize alma davranışım pekişti.
Koltukta oturdum, kedim yanıma geldi.
Burada ise kimin kimi eğittiği konusunda araştırma komisyonu kurmak gerekiyor.
Sonuçta pekiştirmenin temel mantığı oldukça sade: Bir davranışın ardından gelen sonuç, o davranışın gelecekteki olasılığını artırıyorsa orada pekiştirmeden söz ederiz. Olumlu pekiştirmede hoş bir uyaran eklenir; olumsuz pekiştirmede rahatsız edici bir uyaran kaldırılır. İkisi de davranışı güçlendirir ve hiçbiri “olumlu = iyi, olumsuz = kötü” şeklinde okunmamalıdır. MEB Özel Eğitim Müdürlüğü+1
Asıl ustalık ise davranışı değiştirmeye çalışmadan önce şu soruyu sorabilmekte:
“Ben aslında hangi davranışın devam etmesini sağlıyorum?”
Fakat burada şu soruyu sormak gerekiyor:
Öğrenci sadece yıldız için mi çalışıyor, yoksa yaptığı işten bağımsız olarak öğrenme davranışı da gelişiyor mu?
İşte eğitimde pekiştirmenin incelikli tarafı burada başlıyor.
7. İş Hayatında Pekiştirme: Maaştan İbaret Değil
Çalışma hayatında pekiştirmeyi yalnızca “performans primi” olarak düşünmek büyük resmi kaçırmak olur.
Bir çalışanın iyi hazırlanmış sunumu sonrasında yöneticisinin:
“Sunumdaki verileri sadeleştirmen toplantıyı çok anlaşılır hale getirdi.”
demesi de pekiştirici olabilir.
Çünkü kişi hangi davranışının değer gördüğünü anlar.
Bir ekip üyesinin toplantılarda sözünü kesmeden dinlenmesi, ekip arkadaşlarının daha açık konuşmasını sağlayabilir. Burada güvenli iletişim ortamı, belirli davranışların devamını destekleyen sosyal bir sonuç haline gelebilir.
Üstelik pekiştirme yalnızca yöneticiden çalışana doğru işlemez.
Çalışanlar da yöneticilerinin davranışlarını pekiştirir.
Yönetici çalışanların fikirlerini gerçekten dinliyor → çalışanlar daha fazla fikir paylaşıyor → yönetici daha fazla geri bildirim alıyor → ekip içi iletişim güçleniyor.
Bir bakıma iş yerinde herkes birbirinin davranışlarına küçük geri bildirimler bırakıyor.
8. Pekiştirme Tarifeleri: Her Seferinde Ödül Vermek Şart mı?
İşin biraz daha psikoloji laboratuvarına yaklaşan kısmı burası.
Pekiştirme her zaman aynı sıklıkta uygulanmaz. Sürekli pekiştirmede davranış her gerçekleştiğinde pekiştirme yapılırken aralıklı pekiştirmede yalnızca bazı davranışlar pekiştirilir. Psikoloji literatüründe sabit oranlı, değişken oranlı, sabit zaman aralıklı ve değişken zaman aralıklı gibi farklı tarifeler incelenmiştir. Simply Psychology
Bunu günlük hayatta da görebiliriz.
Bir öğrenci her doğru cevaptan sonra övgü alabilir. Bu başlangıçta davranışın öğrenilmesini kolaylaştırabilir.
Ancak davranış oturduktan sonra her seferinde ödül vermek yerine daha doğal ve aralıklı geri bildirimlere geçilebilir.
Çünkü amaç çocuğu sonsuza kadar çıkartma bağımlısı yapmak değil; davranışın giderek daha doğal hale gelmesini sağlamaktır.
Aksi halde bir gün ebeveyn:
“Odandaki kıyafetleri kaldırırsan sana yıldız vereceğim.”
der.
Çocuk:
“Kaç yıldız?”
Ve aile fark eder ki evde küçük çaplı bir merkez bankası kurulmuş.
9. Pekiştirme İçin En Güzel Örneklerden Biri: Evcil Hayvan Eğitimi
Köpek eğitiminde doğru davranışın hemen ardından ödül verilmesi klasik bir örnektir.
Köpek oturuyor → ödül geliyor.
Bir süre sonra komut ile davranış arasında bağlantı kuruluyor.
Modern davranış eğitiminde davranışın küçük adımlara bölünmesi, hedefe yaklaşan davranışların kademeli biçimde pekiştirilmesi de kullanılabiliyor. Bu yaklaşım “şekillendirme” olarak biliniyor. Simply Psychology
Aslında insan öğrenmesinde de benzer bir mantık görülebilir.
“Bir anda mükemmel ol.”
yerine:
“Önce bunu yapalım, sonra bir sonraki adıma geçeriz.”
demek çoğu zaman daha gerçekçi bir öğrenme süreci oluşturur.
10. Günlük Hayatta Fark Etmeden Kullandığımız Pekiştirmeler
Pekiştirme yalnızca sınıfta veya psikoloji kitaplarında yaşamıyor.
Kahve makinesinin düğmesine basıyorsunuz → kahve geliyor.
Telefonun ekranını açıyorsunuz → yeni bildirim görüyorsunuz.
Mesaj gönderiyorsunuz → karşı taraf cevap veriyor.
Sosyal medyada paylaşım yapıyorsunuz → beğeni geliyor.
Bunların hepsi davranış ile sonuç arasındaki bağlantının davranışı etkileyebileceği durumlara örnek oluşturabilir. Sosyal medya etkileşimlerinin paylaşım davranışını destekleyebileceği de edimsel koşullanma bağlamında tartışılıyor. Simply Psychology
Fakat burada düşündürücü bir soru ortaya çıkıyor:
Telefonu gerçekten biz mi kullanıyoruz, yoksa bazen telefonun bildirim sistemi bizim davranışlarımızı mı şekillendiriyor?
İşte davranış bilimi bir noktadan sonra günlük hayatın aynasına dönüşüyor.
11. Pekiştirmeyi Anlamanın En Pratik Formülü
Konu karıştığında dört soruluk küçük bir kontrol listesi işe yarıyor:
1. Hangi davranış gerçekleşti?
2. Davranışın hemen ardından ne oldu?
3. Ortama bir şey mi eklendi, yoksa bir şey mi çıkarıldı?
4. Davranış daha sonra arttı mı?
Örneğin çocuk odasını topladı.
Ardından ailesi onunla oyun oynadı.
Odayı toplama davranışı sonraki günlerde arttı.
Burada olumlu pekiştirmeye işaret eden bir yapı vardır.
Başka örnek:
Kişi emniyet kemerini taktı.
Arabada bulunan rahatsız edici uyarı sesi sustu.
Kişi ilerleyen zamanlarda arabaya bindiğinde kemerini daha hızlı takmaya başladı.
Bu durumda olumsuz pekiştirmeden söz edilebilir.
Fakat davranış artmıyorsa, sırf “ödül verdik” diye pekiştirme gerçekleştiğini varsaymak doğru değildir.
12. Asıl Mesele Ödül Vermek Değil, Davranışı Anlamak
Pekiştirme örneklerini öğrenirken en büyük hata, konuyu “ödül dağıtma sanatı” zannetmek.
Oysa mesele çok daha geniş.
İnsanlar davranışlarının sonuçlarından öğrenir. Bu sonuçlar bazen maddi bir ödül, bazen güzel bir söz, bazen sosyal kabul, bazen de rahatsız edici bir durumdan kurtulma olabilir. Edimsel koşullanma yaklaşımı da davranış ile sonuçları arasındaki ilişkiye odaklanır. ODSGM+1
Bu yüzden pekiştirmeyi yalnızca çocuk yetiştirirken değil, arkadaşlıklarımızda, iş ilişkilerimizde, eğitimde ve hatta kendi alışkanlıklarımızı oluştururken düşünmek oldukça ilginç.
Birine teşekkür ettiğimizde hangi davranışını güçlendiriyoruz?
Bir arkadaşımız her sıkıntımızda bizi dinlediğinde bunu fark edip teşekkür ediyor muyuz?
Bir çalışan iyi iş çıkardığında sadece “Tamamdır” mı diyoruz, yoksa neyi doğru yaptığını belirtiyor muyuz?
Kendimiz bir hedefi tamamladığımızda başarıyı fark ediyor muyuz?
Belki de en önemli soru şu:
Çevremizdeki insanların hangi davranışlarını farkında olarak ya da olmayarak güçlendiriyoruz?
Çünkü bazen bir davranışı değiştirmek için büyük konuşmalar yapmaya gerek kalmaz. Küçük bir teşekkür, zamanında verilen bir geri bildirim veya ortadan kaldırılan küçük bir engel bile davranışların yönünü etkileyebilir.
Ve işin ironik tarafı şu: Pekiştirme kavramını öğrenince insan bir süre sonra kendi hayatına da davranış bilimci gözüyle bakmaya başlıyor.
Kahveyi içtim, mutlu oldum.
Demek ki kahve beni pekiştirdi.
Telefonu sessize aldım, huzur geldi.
Demek ki sessize alma davranışım pekişti.
Koltukta oturdum, kedim yanıma geldi.
Burada ise kimin kimi eğittiği konusunda araştırma komisyonu kurmak gerekiyor.

Sonuçta pekiştirmenin temel mantığı oldukça sade: Bir davranışın ardından gelen sonuç, o davranışın gelecekteki olasılığını artırıyorsa orada pekiştirmeden söz ederiz. Olumlu pekiştirmede hoş bir uyaran eklenir; olumsuz pekiştirmede rahatsız edici bir uyaran kaldırılır. İkisi de davranışı güçlendirir ve hiçbiri “olumlu = iyi, olumsuz = kötü” şeklinde okunmamalıdır. MEB Özel Eğitim Müdürlüğü+1
Asıl ustalık ise davranışı değiştirmeye çalışmadan önce şu soruyu sorabilmekte:
“Ben aslında hangi davranışın devam etmesini sağlıyorum?”